ipler ve uçları

Doğrudur, ben de ayıramadım mürekkebi kağıttan. Fakat kibir denizine düştüğünde birdenbire bulanıklaştı kelimeler. Yine de kopmadı mürekkep kağıttan.

Doğru soruları soramamış olmamız, bulamadığımız cevapların noksanlık sebebi oluyor bazen. Önceler ve sonralar…

***

Gece karanlığında ve kapladığında kar her tarafı, bir başka sessizlik oluyor sanki. Hani kimseler yokken bile etrafta, yine de fark etmediği bir ses duyar ya insan sokakta, o sesin varlığını öyle zamanlarda anlar. Gece karanlığında ve kapladığında kar her tarafı…

Bugün öyle bir gün değildi. Gece karanlığıydı ve fakat her taraf karla kaplanmamıştı. Ve adamın biri, sessizlikte boğulmaya razıyken, korkuları ve şüpheleri doldurup ciğerine, dalamadı uykuya.

Ne kadar fazla karanlık vardı orada. Gecenin karanlığı yetmez gibi, perdeler de zayıf ayışığını sokmuyordu içeri. Perdesiz ve penceresiz bir sokağı hayal etmeliydi insan bazen. Böyle bir hayal için gözlerini kapatıyordu aynı insan, acımasız ve hatta vefasız bir karanlık daha ekleniyordu.

Kader bir ip gibi duruyorken masanın üzerinde, düzensiz, orantısız fakat birbirinin devamı olan bir sürü parçaya bölüyordu birileri. Dokunsa buluyordu o adam ipleri ve uçlarını. Belki de yarım yamalak… Fakat öyle bir karanlık çökmüştü ki üstüne, amaçsız düğümler atıyordu arka arkaya.

Sabah olacaktı. Olmalıydı.

Bir Cevap Yazın